Erkan: Türkiye bunu başaran 5 ülkeden biri, Atina ULAQ’ı durduramaz

Türkiye bir yanda ülke içindeki teröristlerle mücadele ederken bir yandan Suriye, Irak gibi zorlu coğrafyalarda örgüt mensuplarının peşini bırakmıyor… Tüm bu adımların yanı sıra Doğu Akdeniz’de yüksek tansiyon ve nihayetinde Ege’de Atina yönetimi ile gelinen nokta çok farklı dinamikleri de beraberinde getiriyor.

Bu sürecin diplomatik, ekonomik, sosyal yansımaları olduğu gibi her iki ülkenin savunma politikalarında da geniş bir yer tuttuğu şüphe götürmez… Atina’nın savunma harcamalarının arttığı haberlerini sıkça duyduğumuz bugünlerde ULAQ’ın suya inmmesi de aslında kritik bir eşik.

‘5 ÜLKEDEN BİRİ OLDUK’

TRT Haber’de yer alan habere göre, Savunma ve Denizcilik Araştırmacısı Kozan Selçuk Erkan’a ULAQ’ı nasıl bulduğunu sorduğumuzda her şeyden önce “Düşük maliyetle yüksek performans sağlayacağınız kritik bir ürün” diyor.

ULAQ’ın denize inip denemelere başlamasının Türkiye’yi dünyada bu teknolojiye ulaşmış 5 ülkeden biri haline getirdiğini söyleyen Erkan, küresel anlamda pek çok insansız araç denemesi olmasına rağmen bu küçüklükte silahlı ve uzun menzilli veri iletişimi yapabilen çok az sayıdaki ülkeler arasında yer aldığımızı vurguladı.

‘HAVADAKİ SİHA ETKİSİNE MAVİ VATAN’DA ULAQ İLE ULAŞACAĞIZ’

Türkiye’nin insansız hava araçları konusunda rüştünü ispat ettiğini hatırlattığımız Kozan Selçuk Erkan, “Sıra denizlerde” diyor.

ULAQ’ın envantere girmesiyle havacılıkta İHA sistemlerinin kullanılmasına eş değer bir imkana Mavi Vatan’da kavuşacağımızı anlatan Erkan’ın bu noktada üzerinde durduğu konulardan biri de Yunanistan’ın değişen savunma anlayışı oluyor.

“YUNANİSTAN HARP PLANLARIMIZI ÖĞRENİP TAKTİK DEĞİŞTİRDİ”

Türkiye’nin yakın tarihindeki kimi kumpaslarda son derece gizli bilgilerin de açığa çıktığını anımsatan Kozan Selçuk Erkan, şöyle devam etti:

“Maalesef yaşanan hazin durum karşısında Yunanistan savunma değerlendirmesini bizden cebren ve hile ile aldığı bilgilerle güncellemiş oldu. O zamandan beri savunma mekanizmasını buna göre tekrar organize ediyorlar.

Ege Denizi’ndeki adaları 1948 Paris Anlaşması’ndaki silahsız olması maddesini ihlal ederek ağır silahlarla donatıyorlar. Bu hamle; silahlı kuvvetlerimizin işini zorlaştırmak için yapılmış büyük bir adım. Tüm planlarını ‘ana karayı savunmak’ yerine ‘en yakın adalarda yoğunlaşma’ üzerine revize ettiler.”

‘ATİNA’NIN MEVCUT İMKANLARI ULAQ’I DURDURAMAZ’

Bu noktada ULAQ’ın nasıl bir görev üstleneceğini soruyoruz… Erkan’ın tanımlamasına göre ULAQ, Atina’nın adalar üzerine kurduğu planı çok uygun maliyetle değiştiren yeni bir yaklaşımı beraberinde getiriyor.

İnsansız hava aracı gibi keşif ve gözetleme yapabilen ULAQ aynı zamanda belirlediği hedefleri güdümlü füzeler ile imha edebilme yeteneğine sahip.

“Bunları yaparken kıymetli personelimizin hayatını riske atmayan özel bir araç” diyen Kozan Selçuk Erkan, “Çok hızlı, çok düşük görünürlükte, çok adetli ve uygun maliyetli bir sistemle başa çıkabilmek için ellerindeki mevcut imkanlar yetersiz kalacaktır” görüşünü savunuyor.

“TÜRKİYE’NİN HAMLELERİNE GÖRE POZİSYON BELİRLİYORLAR”

Literatüre ‘Yunan hükümeti borç krizi’ olarak geçen ve 2009’da başlayıp bugün bile etkisini sürdüren süreci anımsattığımız Erkan şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Geçtiğimiz birkaç yılda Türkiye defansif oynamaktan vazgeçip ofansif oynamaya başladı. Unutulmamalı ki Türkiye bölgesel bir oyun kurucu, küresel oyun bozucu bir ülkedir… Bu prensipte çalışmaya başladığımızdan beri karşımızdaki ülkeler bizim yaptıklarımıza göre kendileri pozisyon almaya mecbur kaldı.

MİLGEM’in ilk gemisinin inşa edilmesi ile işler Yunanistan için zorlaşmaya başladı Bizler yeni nesil korvet ile denizlerde karşılarında dururken onlar eski nesil Elli sınıfı fırkateynlerini limitlerine kadar zorlamaya başladılar. Bu durum genel olarak silahlı kuvvetlerinin harbe hazırlık oranını da düşürmeye başladı. Nitekim iki sene önce NATO ortak görev grubu için gemi veremeyecek kadar zor durumda kaldılar ki onların eksiğini Türk donanması görev grubuna ek gemi göndererek kapattı.

Şu anda Yunan kamuoyunda savunma sanayiinde geride kaldıklarına dair yoğun bir görüş var. Atina medyasında hemen her gün yeni gemi, yeni uçak, yeni silah sistemleri alımı konusunda neredeyse panik içinde yaptıkları haberleri okuyoruz.

Türkiye ve Yunanistan’ın harcadığı 1 dolar aynı etkide değil

Yeni silah satın almak yüksek maliyetli olduğu kadar işletmesi de maliyetli bir iştir. Bu satın alımın tamamını Yunanistan gibi yurt dışından yapan bir ülke iseniz işletme konusunda da tamamen yurt dışına bağımlı hale gelirsiniz. Sonucunda da istedikleri fiyatı ödemek zorundasınız demektir.

Türkiye ile Yunanistan’ın savunma sanayiinde harcadığı 1 dolar aynı etkide değildir. Türkiye, bu alanda yüzde 75 yerlilik oranına ulaşmıştır ve kendi ülkesinde üretimle katma değer de sağlamaktadır. Kendi üretimi olduğu için gelecekteki işletme maliyeti de daha uygun olacak. Sürdürülebilir bir finansmandan bahsediyorum.

Biz savunma sanayiinde ‘Neden kritik malzemelerde her şeyi kendimiz üretemiyoruz?’ diye konuşurken, Yunanistan ‘Neden piyade tüfeğinin mermisini dahi dışardan alıyoruz?’ sorusuna yanıt arıyor.

Bu durum ilerleyen zamanda sürdürülebilir olmaktan çıkacak. Zaten borç içindeki bir ülkenin bu kadar dışa bağımlı olarak büyük bir silahlı kuvvetleri yenilemesi çok mümkün görünmüyor.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir