Gürültü kirliliği iş yerinde ve okulda verimin düşmesine neden oluyor

Uzmanlar, gürültü kirliliğinin iş yerinde verimin düşmesine neden olabileceği, okulda ise öğrencilerin akademik becerilerini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.

Gürültü kirliliğinin insan ve toplum sağlığı üzerindeki etkileri konusunda farkındalığın artırılması amacıyla her yıl nisan ayının son çarşamba günü Avrupa Çevre Ajansı’nın (EEA), aldığı kararla “Uluslararası Gürültü Farkındalık Günü” olarak kabul ediliyor.

AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Odyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Eyyup Kara, insanların hoşuna gitmeyen, fizyolojik ve psikolojik sağlıklarını etkileyecek düzeydeki her türlü sesin gürültü kirliliği olarak tanımlanabileceğini söyledi.

İnsan faaliyetlerinin çevreye verdiği zararı gösteren karbon ayak izi gibi, bu faaliyetlerin neden olduğu ses kirliliği sonucunda da “gürültü ayak izi” oluştuğunu kaydeden Kara, şunları söyledi:

“Örneğin internet alışverişlerimizi bize getiren her motokurye gün içerisinde belki 100-150 kilometre yol yapıyor. Bu hem karbon ayak izimizi hem de gürültü ayak izimizi artırıyor. Kişisel olarak, tek başımıza biz bunu yapmıyoruz belki ama bizlere kargo getiren motokuryenin, gün içerisinde 20 kişinin kargosunu taşıdığını düşünelim. Ne kadar gürültü olduysa, bunu 20’ye böldüğümüzde, bizim payımıza düşen gürültü ayak izi ortaya çıkıyor. Bu, gün içerisinde yaptığımız her faaliyet için geçerli bir durum; örneğin kullandığımız otomobil, klima, trafikte çaldığımız klakson…”

Gürültü kirliliğine neden olan ses limitlerinin ortamlara göre değişkenlik gösterdiğini, fısıltı düzeyindeki bir konuşmanın yaklaşık 45-50 desibele karşılık geldiğini bildiren Kara, endüstriyel ortamda, 8 saat süreyle 84 desibeli geçen bir gürültüye maruz kalınması durumunda işitme sağlığının etkilenebileceğini belirtti.

“Sürekli gürültüye maruz kalmak stres kaynağı”

Kara, dinlendirici bir uyku için yatak odasındaki gürültü seviyesinin 40 desibelin üzerine çıkmaması; okullarda, çocukların bireysel akademik becerilerinin olumsuz etkilenmemesi için çevresel gürültünün yine bu sınırı aşmaması gerektiğini aktardı.

Gürültü kirliliğini, endüstriyel gelişmenin sonuçlarından biri olan hava kirliliğinden sonra zincirleme olarak insan hayatını olumsuz etkileyen, görünmeyen sinsi bir tehlike olarak nitelendiren Kara, sürekli gürültüye maruz kalmanın stres kaynağı olduğunu ifade etti.

Kara, “Sürekli tetikte olma hali, kişileri bir süre sonra yormaya başlıyor. Gürültü kirliliği hem stres yaratıyor, daha gergin oluyoruz hem de işitsel olarak dikkati dağıttığı için yapılan işe odaklanamamaya ya da iş veriminin düşmesine neden oluyor. Okuldaki çocuklar açısından da akademik beceri olumsuz etkilenebiliyor.” diye konuştu.

Gürültü kirliliğinin azaltılması için şehir içinde yeşil alanların artırılması gerektiğini vurgulayan Kara, çevresel gürültü kaynakları yakınındaki yerleşim yerlerinin gürültüden olumsuz etkilenmemeleri için bu alanlara gürültü bariyerleri yerleştirilmesi ve ardından ağaçlandırma yapılması tavsiyesinde bulundu.

Konutlarda gürültü hakkı için yönetmelik vurgusu

Türk Akustik Derneği (TAKDER) Başkanı ve Kadir Has Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Konca Şaher, Türkiye’de binaların gürültüye karşı korunmasıyla ilgili 2018’de yürürlüğe giren yönetmeliğin, bina içi gürültüyü ve bina kabuğunun dış gürültülere karşı sağlaması gereken ses yalıtım değerlerini çok net bir şekilde tanımladığını belirtti.

Şaher, şöyle devam etti:

“Bunlar komşuluk gürültülerini de içeriyor. Yan dairedeki komşunuzdan gelebilecek gürültüye karşı aradaki bölme duvarın ne kadar ses yalıtımlı olması gerektiği, üst kat komşunuzdan gelebilecek gürültülere karşı yalıtım değerinin ne olması gerektiği, aynı zamanda yine bina kabuğunun yani cephe duvarının ses yalıtım değerinin ne olması gerektiği çok net. Aynı zamanda bu yönetmelik, ruhsata başvurulduğu zaman yapının tipine, metrekaresine ve fonksiyonuna bağlı olarak mutlaka bir akustik proje ve rapor hazırlanmasını mecbur kılıyor. Aslında gürültü de bir haktır. Yani konut içinde komşumuzu rahatsız etmeyeceğimiz düzeyde belli bir miktar gürültü yapabilme, ses çıkarabilme hakkımız olabilmeli. Bunun olabilmesi için de yönetmelikteki değerleri sağlayabilecek bir yapıda yaşamamız gerekiyor.”

Şaher, gürültü kirliliğine maruz kalmamak için konut satın almadan önce farklı zamanlarda konutun bulunduğu bölgeyi gezerek ve binada yaşayan kişilerden bilgi alarak bina içi gürültülerle ilgili bir değerlendirme yapılması, asansör, merdiven, tesisat boruları gibi mekanik sistemlerden kaynaklanabilecek gürültüler için ses yalıtımının kontrol edilmesi önerisinde bulundu.

Şaher, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bir yapı, yönetmelikte yer alan ses yalıtım kriterlerine uygun olmayarak tasarlandıysa daha sonra bir şey yapmanız çok zor. Maalesef kötü haber bu çünkü ses yalıtımı iyileştirme uygulamaları, hem çok zahmetli, hem pahalı hem de bu iyileştirmenin nereye, ne tarafa uygulanacağıyla ilgili içinde çok fazla teknik, idari ve hukuksal problemler barındıran bir süreç.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir