Türk Kardiyoloji Derneği: PH riski kanserin en tehlikeli türleri ile yarışıyor

Her yıl 5 Mayıs Dünya Pulmoner Hipertansiyon Günü kapsamında bu hastalığa ilişkin farkındalık yaratmak amacıyla çok sayıda ülkede eşzamanlı olarak çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Toplum sağlığının korunmasına yönelik yaptığı etkili farkındalık çalışmalarıyla bugüne kadar ulusal ve uluslararası birçok etkinlik düzenleyen Türk Kardiyoloji Derneği de bu hastalığa dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak amacıyla, 4-6 Mayıs’ta İstanbul Conrad Hotel’de 5. Pulmoner Vasküler Hastalıklar toplantısını organize ediyor.

“Kanserin en tehlikeli türleri ile yarışıyor”

Pulmoner Hipertansiyon hastalığının kanserin en tehlikeli türleri ile yarıştığına dikkat çeken Türk Kardiyoloji Derneği Pulmoner Vasküler ve Erişkin Doğumsal Kalp Hastalıkları Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akbulut, “Birçok hastalık sonucu gelişen ve kompleks bir hastalık olan Pulmoner hipertansiyon (PH), akciğer damarlarında kan basıncı artışı ile seyreden, zamanında doğru tedavi edilmediği taktirde kalp yetersizliği ve ölümle sonuçlanan ciddi bir kalp–akciğer dolaşım bozukluğudur.

Tedavi edilmezse yaşam süresi 6 aya kadar düşebiliyor

“Yaş, cinsiyet, ırk, sosyal veya etnik köken ayırmaksızın; küresel nüfusun yaklaşık %1’ni, 65 yaş sonrası nüfusun ise yaklaşık %10’nu etkisi altına alan pulmoner hipertansiyon; günümüzde sınır tanımayan önemli bir küresel sağlık sorunu haline geldi. Bu nedenle dünyada ve ülkemizde pulmoner hipertansiyon ile ilgili her yıl maliyeti son derece yüksek 80’den fazla bilimsel, akademik dernek ve sivil toplum kuruluşu, küresel ölçekli bilimsel etkinlikler gerçekleştirmekte.

Bu hastalık tedavi edilmediğinde, hastalığın safhalarına göre hastaların ortalama yaşam süresi 6 ay kadar bile olabiliyor. Hastaların ortalama yaşam süreleri 2.8 yılken, bu süre çocuklarda 10 aydır. Hastalığın seyri ve iyileşme oranı hakkındaki öngörünün (prognoz) kötü seyretmesinin yanı sıra karmaşık yapısı nedeniyle de teşhisi ortalama 2.5 yıllık bir gecikme ile konulabilmektedir” dedi.

“Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) Pulmoner Vasküler ve Erişkin Doğumsal Kalp Hastalıkları Çalışma Grubu (PVHEDKH) olarak bizler de resmi ve sivil toplum kuruluşu tüm paydaşlarımızla, Dünya Pulmoner Hipertansiyon Günü olan 5 Mayıs 2023 tarihinde pulmoner hipertansiyon konusunda farkındalığı artırmak için, Dünya ile eş zamanlı olarak çeşitli etkinlikler düzenleyeceğiz.

Böylece amansız bir hastalık olan pulmoner hipertansiyonlu hastaların tanısını mümkün olduğunca erken zamanda koyarak; uygun tedavi stratejileri ile daha uzun ve kaliteli bir yaşam şansı ve bu hastaların günlük yaşamlarında karşılaştıkları tüm fiziksel ve sosyal engelleri azami ölçüde ortadan kaldırmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

“Kadınlarda erkeklerden 2 kat daha sık görülüyor ve gebeliklerin yarıdan fazlası ölümle sonuçlanıyor”

Dünyada milyonlarca yetişkin ve çocuğun pulmoner hipertansiyon hastalığının pençesinde olduğunun tahmin edildiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Akbulut şunları söyledi: “Kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla görülen bu hastalık, gebelik sürecinde anne kadar bebeğin de yaşamını tehlikeye atıyor. Gebeliklerin yaklaşık %56’sı anne ve bebeğin ölümüyle sonuçlanıyor.

Pulmoner hipertansiyon hastası gebeler, hamilelik sürecinin büyük bölümünü zorlu ve dayanılmaz yoğun bakım şartlarında geçiriyor. Gebeliklerin yaklaşık %56’sı ne yazık ki anne ve bebeğin ölümüyle sonuçlanıyor. Dünyada ve Türkiye’de pulmoner hipertansiyonlu kadınların kesinlikle gebe kalmamaları, mevcut gebeliklerin ise sonlandırılması öneriliyor. Özellikle ise deniz seviyesinden bin 500 metreden daha yüksek rakımlarda yaşamını sürdürenleri hedef alıyor.”

“En tehlikeli durum, bu hastalığın yüksek tansiyonla karıştırılması”

“Doğası gereği oldukça kompleks bir hastalık olan PULMONER HİPERTANSİYON, sıkça karşılaşılan yüksek tansiyon ya da sistemik kan basıncı artışıyla karıştırılabiliyor. Karakteristik olarak birbirinden tamamen farklı pek çok hastalık pulmoner hipertansiyona yol açabiliyor. Nedenini halen açıklayamadığımız bazı etkenlerle genetik bozukluklar, ilaç ve toksinler, bağ dokusu hastalıkları, doğuştan kalp hastalıkları, karaciğer hastalıkları, bazı viral ya da paraziter enfeksiyonlar pulmoner hipertansiyonun nedenleri olarak gösteriliyor.

Kalbin sol tarafını etkileyen bazı doğumsal ya da edinsel sorunlar, akciğer hastalıkları, sürekli düşük oksijen düzeyi, akciğer damarlarını tıkayan pıhtı ya da pıhtı dışı etkenler ile etki mekanizmaları belirsiz hematolojik, sistemik, metabolik bazı hastalıklar da pulmoner hipertansiyonun çıkış noktasını oluşturabiliyor.

Covid-19 enfeksiyonunun da yakın gelecekte önemli bir pulmoner hipertansiyon nedeni olarak karşımıza çıkabileceği öngörülüyor. Hastalığın basınç yüksekliğinin olduğu akciğer damar bölgesine göre hemodinamik yani kan dolaşımıyla ilgili olarak 3, hastalığa sebep olan etkenlere göre ise 5 klinik formu bulunuyor. Kesin tanısı ise ancak pulmoner hipertansiyon konusunda uzman merkezlerde, kalp kateterizasyonuyla konabiliyor.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir